16 Şubat 2009 Pazartesi
Gidiyorum!!!
Beni af f et,
Seninle vedalaşmadan,
Gözlerine bakmadan
Bir daha ellerini sıkmadan
Gidiyorum.
Beni af f et,
Nolur.
Kayıp ettiğim cesareti toplamaya,
Bunca alışkanlıktan sıyrılmaya,
Hayat dengesini bulmaya gidiyorum.
Beni
Bilmeden yalan söylediğime,
Yemin edip de tutamadığıma,
Farkında olmadan sevmediğime,
Ve hiç de âşık olmadığıma
…Af f et
Beni aff et
Bir daha dönmemek üzere
Gidiyorum.
Beni aff et
Nolur.
İstanbul
28.12.2008
edebiyyat!!
1. O tayda son iller edebiyyat sahesinde bir canlanma his olunur, ana dilinde yazan genc qelemlerin sayı artıb. Bunu neyle izah etmek olar?
Ben şer konusunda dar ve kalıplar içinde düşünenlerden deyilim.
Şeir bence her yerde var olan bir gerçektir, bizle yaşanır, bizle ölür ve tekrar bizle başka bir kalıp’la canlanır, sadece onu his edip görmek gerekir.
Geçmişe göre insan yaşamının kalıplardan çıkması ve yeni
Şartlardan asılı değişilmeye başlamasından beri hayatımızda’kı her şeyin anlamı’ da değişilmeye başlamıştır. Ve tabii ki bu süreç içinde şeir ve edebiyat’ da yer almıştır.
Söylediğim gibi şartlardan dolayı şeirlerimizde kalıplardan çıkmayı başarmıştır
Dasha’da doğrusu geçmişin tam tersine şeirin dilini yaradan ve onu yönlendiren kalıplar değil, belki bu günkü şeirin musiki ve kalıbını yaradan ve yönlendiren dildir. Ne kadar dilin üzerinde çalışıp kelime hazinemiz genişlerse o kadar yaratıcı ola biliriz şeir dünyasında.
Bakın, bu gün Türk iyede’ ki edebiyat bunun göstergesidir dil o kadar gelişmiş ki ORHAN PAMUK, YAŞAR KEMAL gibi yazarlar ve NAZİM HİKMET, NİHAL ATSIZ, ATİLLA İLHAN, SEZEN KASU… Gibi şairler yaratıcı eserlerini dünya çapında seslendirmeği başarmışlar.
Azerbaycan’ın güneyindeki edebiyat özellikle şeir, ordakı yaşayan insanlar gibi özgürlüye susadığı için çok hızlı şekilde kalıplardan çıkmış ve bir uçuştadır bence.
Bildiğiniz gibi güneyin (İRAN) şartlarından asılı olarak bir özgürlük mücadelesi
Dil, Irk, Kültür, Kimlik… Sahasında gitmektedir Ve tarih boyu bu bölgede (Güney) ana dilinde eğitim olmadığı için ana diline yönelik aşırı merak görünür.
Bu sebepten dolayı orda yaşayan Türkler ana dilini öğrenmek için özlerinde olmayan, Azerbaycan’ın kuzeyi ve kardeş Türkiye de var olan materyal ardan
Faydalanarak unutulmaya doğru giden dilini öğrenmeye çabalamışlar.
Bu yüzden iki kardeş ülkenin geçmişteki tecrübelerinden yararlanarak Kuzeyden
Dahada erken dar ve eski kalıplardan çıkıp ve özüne bir özel çizgi çizmeği başarmıştır.
Uzun sözün kısası bu ki Azerbaycan edebiyatını, bence bu güne kadar getiren kuzeydeki yazar ve şairler olmuştur ama edebiyatımızda yenilik yaradan ve yeni edebiyat dünyasına adım atanlarda Güneyli genç şair ve yazarlar olacaklar.
Güneyde yaranıp ortaya çıkan çok açık, çıplak ve kalıplardan azad olan şeirler bunun göstergesidirler ve eminim ki çok yakın bir gelecekte bu bölgeden dahada yeni ve şaşırtıcı eserler ve düşünceler doğacaktır.
2. Edebiyyat ne üçün lazımdır?
Benim hayat felsefemde yüzde yüz bir şeyin olup olmaması söz konusu olamaz.
Bana göre gereken şeyin size göre gerekmeye bilir ve ya tersine! Ama bir şair için şer gereken şeylerden sayılır.
Hatırlarsanız eyerse ilk bölümde şerin her yerde olmasına işaret etmiştim, bence tanrı ve doğa bütün insanları şair yaratmış, ama tabii ki farkında olanlara dahada özellikler vermiştir.
şeiri görüp his etmek isteyenler, bir kadının mutfağında ki sıraya düzülmüş eşyalarında, onun seçmiş renklerinde ve ya bir annenin çocuklarını koklayıp okşamasında da göre bilirler.
Benim felsefemde şeir her yerde var olan varlıktır ama yeter ki onu his edip doğmasına yardım eden birileri olsun. Birileri şair olduğunun farkında olur birilerde olmadan yaşayıp gider. Ama bu arada önemli ve dikkatli olması gereken bir şey vardır ve oda bu ki, şair olduğunun farkında olanların omuzlarında ki yük ağır ve onlara düşen pay dahada büyüktür, çünkü başkaları farkında olmadığı bir gerçeğin farkındalar ve bu büyük sorumluluk demektir.
3. Milli edebiyyatımızın geleceyini nece görürsünüz?
Bence eyerse kuzeydeki şairlerimiz eski düşünce ve kalıplardan çıkmağı başarıp ve güneydeki genç şairlerimiz de oranın şartlarından asılı olan hamasi şirden ve düşünceden çıka bilirlerse ben Azerbaycan edebiyatının geleceğini parlak görürüm diye bilirim. Ama dediğim gibi bu parlaklık ve uçuş Azerbaycan’ın güneyinde dahada çok göze çarpıyor.
Bir cümlede Azerbaycan edebiyatı güneyde canlanmaya başlamış ve yeni nailiyetlere adım atmaktadır.
4. Bir yazıçı kimi qarşınızda hansı çetinlikleri görürsünüz?
Öncede söylediğim gibi siz bir şair olarak başkaları farkında olmayan şeylerin farkındasınız ve bu sizi zaman zaman toplumunuzdan dışlaya bilir. Siz yenilikler ve her kes göre bilmediği geleceğin sözcüsü olduğunuz için sıradan olanlara sizi anlamak çok zor ve hep siz anlamak zorundasınız çünkü sizin yükünüz dediğim gibi dahada ağırdır. Sizin sıradan olan hayata uyum saklamanızda zor.
Bazen dışlanıp yapa yalnız hayatı sürdürmek zorunda kalıyorsunuz ve bu işin en kötü yönü beklide en iyi yönü diye biliriz çünkü bu sizin kişiliğinizin olgunlaşmasında büyük fokturlar dan biri sayılır.
5. Yazıçı dostlarınıza qısa mesajınız ne ola biler?
Hala kendimi olğun şairler sırasında bilmediğim için dostlarıma sözüm olamaz.
İstanbul
30.10.2008
4 Kasım 2008 Salı
Gidemem
BAZEN DAHA FAZLADIR HER ŞEY
Bİ DEŞİKTEN ATLAR İNSAN
YÜZÜNE BAKMAK İSTEMEZ YAŞAM
O KADAR AZALMIŞTIR ANLAM
O ZAMAN HEMEN GİT RADİYOYU AÇ Bİ ŞARKI TUT
YADA Bİ KİTAP OKU MUTLAKA İYİ GELİYOR
YADA BALKONA ÇIK BAĞIR BAĞIRA BİLDİĞİN KADAR
ZEHİR DİŞARI AKMADAN YÜREK YIKANMIYOR
AMA FAZLADA ÜZÜLME HAYAT BİTİYOR BİR GÜN
AYRILIKTAN KAÇILMIYOR
HEM ÇOK ZOR HEMDE ÇOK KISA BİR MACERA ÖMÜR
ÖMÜR İMTAHANLA GEÇİYOR
BEN BU YÜZDEN HİÇ KİMSEDEN GİDEMEM GİTMEM
UNUTAMAM ACI TATLI NE VARSA HAZİNEMDİR
ACININ İNSANA KATTIĞI DEYERİ BİLİRİM KÜSEMEM
ACIDAN GEÇMEYEN ŞARKILAR BİRAZ EKSİKTİR...
SEZEN AKSU
3 Kasım 2008 Pazartesi
GİTME DURRR!!!
MADEM Kİ İSTİYORSUN
ÖYLE İSTE DURMA GİT
BENİ DÜŞÜNME RAHAT OL
YANLIZ KALA BİLİRİM.
BENDE HİÇ BİR HİSSİN ,
HİÇ BİR ACI SONSUZA DEK SÜRÜMEZ
HATA HER AN YENİDEN SEVE BİLİRİM.
OLMAZDI BENDE BİLİYORUM
HAKLISIN HAYDİ GİT
KORKMA SENİNLE GERÇEKTEN DOST OLA BİLİRİM
ASLINDAA BENDE UZUN ZANDAN BERİDİR SANA
AYRILMAK İSTEDİYİMİ SÖYLEMEDİM
HAYDİ GİT,
GİT,GİT,
GİTTTME DUR NOLURSUN
GİTME KALYALAN SÖYLEDİM
DOĞRU DEYİL,
AYRILIĞA DAHA HİÇ HAZIR DEYİLİM.
ARAMIZDA YAŞANACAK
YARIM KALAN Bİ ŞEYLER VAR
GİTME DUR,
DAHA ŞİMDİDEN DELİLER GİBİ ÖZLEDİM ...
SEZEN AKSU
10 Mayıs 2008 Cumartesi
kendimle sevişerek...
Karanlık içre çırıl çıplak
Yaranan bir doğuş sancısı sırasında,
Kendimi, kendimle sevişerek buldum
Ve yaranan bir ben içimde kıpırdamaya başlarken,
Bu sancıya fazla dayanamıyacağımı fark ettim.
Aman allahım,
İnanamıyorum
Yoksa bu senmişsin içimi yakan,
Sancılarımla kıvrılan suç ortağım
Yoksa bu senmişsin?
2)
Ah canım benim
kıyamam sana
Neredeyse bu gece son gecemiz
Hadi, hadi o susamış dudaklarını,
O ince güzel vücudunu bu gecelikte bana bırak
Bırak ta kurtulalım bu sancıdan,
Sonucda karanlık gecelerime ortaksın ya.
Hadi bebeyim artık saklanmana gerek yok.
Suçlansak ta,
Suçlu olsak ta,
Geçemeyiz bu sevdadan.
Şimdi yaklaş,
Ellerini ellerime keletle
Gevşe, rahatla bitanem
Bu gece bizim gecemiz
Yaklaş…
Ah,
Ahhhh Bu sancı içimi yakıyor,
Neredeyse gelmek üzeresin
Hadi yaklaş
Seni
Bu
Gece
Ben doğuracağım
Ben!!....
İSTANBUL
05.06.2008
7 Mart 2008 Cuma
BÜGÜN BİZİM GÜNÜMÜZ MÜ?

Sizsinleyim Kadınlar!
“Ben Kadınım” kitabını okuduğum andan itibaren ben de kendi kendime “ben kimim”diye sordum hep.
Tanrı yaratmışsa eğer beni, ne amaçla yaratmış peki?
Galiba hergün yeni tasarım ve portreler BEN’den ortaya çıkıyor!
Gerçekten ben kimim?
Bazen kutsal olarak bazen de şeytan portresinde yer aldım!
Ben kimim???
Ne zaman kadın olmaya başladım? Acaba erkekler istedikleri günden mi?
Sizce kendi adımıza yeni anlam ve tasarımlar verme zamanı gelmemiş mi?
Hadi kadınlar sizinleyim!!!!
8 Mart
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1840 yılında Amerika’nın SenkaFalez Kentinde (New York) kadın ve erkek eğtim eşitliği başlığile başladı. Bu mücadelenin en uç noktası 1920 yılında oy verme hakkını kazanmak ve daha iyi çalışma koşulları, emeklerinin karşılığında hak ettikleri ücret ve daha da iyi yaşamak elde etmek oldu.
1966 yılında birinci kadınlar hakkını savunma milli örgütü Beni Feridan adlı Amerikalı yazar önderliğile New York’ta kuruldu.
1972’de bu örgütün sarf ettiği çabalar esasında Amerika kadınlarının dünya kadınlarla iletişim kurma ve bilgi paylaşma amacıyla çıkan Kadın adlı dergisi oldu.
Bu liberal dergi bütün kadın ve erkek eşit haklara sahip olma ve kadınların o günkü haksızlığa uğradıklarını dünya kadınlarına bildirmek amaçlı dergi idi.
1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen uluslar arası sosyalist konferansında ilk olarak, Almanya sosyal demokrat parti önderlerinden, Clara Zetkin tarafından bir iş hadisesinde canını yitiren 129 kadın anısına işçi, emekçi kadınlara özgü bir günün var olması düşüncesi ortaya atıldı.
1912 yılından itibaren İsveç ve bir kaç ülkede ise uygulanmaya başladı.
1975 yılında dünya kadınlar yılını ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü 8 Mart gününe Kadın Günü damgasını vurdu.
Ama bütün bunlara rağmen kadınlara olan haksızlık ve şiddet özellikle gelişmemiş ülkelerde henüz devam etmektedir.
İran, Türkiye, Azerbaycan ve bunlar gibi gelişmemiş ülkelerde kadınlar Amerika ve batı ülkelerinin 1990’lerdeki kadınları durumundalar.
Şiddet, taciz, toplumda eşitsizlik gibi muameleler henüz devam etmektedir. Hükümetlerin kadın erkek arasında eşit eğtim sağlamamsı, onların ve dolayısıyla toplumun bilgisizliğine sebep olan gerçeklerdir. Çünkü tarihte Türk toplumunda ister dövüş meydanlarında, ister sosyal hayatta kadın ve erkek eşitliği olmuştur. Ama şu an görünen bu ki toplumumuzda ata erk illik ve aşırı erkek düşünceli bir merkeziyet oluşmuştur.
Ve hala erkek çocuğunun olması bir onur sayılan ülkeler sırasındayız.
O günden bu güne, bu günden yarına yıllar geçmiş ve geçmekte, biz neredeyiz dünya nerede!
Şöyle bir tur attık azda olsa tarihe, ülkelere ve var olan durumu açıkladık.
Peki, ne geldi başımıza?
Ne geldi kadınlığımıza? Neredeyiz biz?
Adımıza günümüz olsa bile sizce neye yarar ve ya yaramış?
Her yıl bugünde kutlamalar yağıyor başımızdan kimi sevgilisine, kimi eşine, kimi kızına, kimi kız kardeşine…
Peki, kadına karşı şiddet ve tacizi yapanlar kimler?
Acaba kutlayanlar arasında değiller mi bu kişiler?
Gerçekten neyi kutladığımızın farkında mıyız?!
Peki geriye kalan 364 gün…????
MAHNİ ZENGANLİ
İSTANBUL
7.3.2008
